Dökmeci meydan okudu... Yüreğiniz varsa karşıma çıkıp aday olun...

Dökmeci meydan okudu... Yüreğiniz varsa karşıma çıkıp aday olun...

2.03.2026 10:44:00 0
Dökmeci meydan okudu... Yüreğiniz varsa karşıma çıkıp aday olun...

Zonguldak’ın Kozlu İlçe Belediye Başkanı Altuğ Dökmeci, belediye meclisi öncesi yaptığı uzun ve sert açıklamayla ilçe siyasetinde tansiyonu yükseltti. “AFAD ödemeli ihaleler” ve “personel alımları” üzerinden yöneltilen eleştirilere yanıt veren Dökmeci, isim vermeden Ali Duyar ve Atakan Karali’yi hedef aldı. “Bu belediyeden magazin çıkmaz” diyen Dökmeci, “Dedikoduyla siyaset yapılmaz. Yüreğiniz varsa çıkın ‘Ben belediye başkan adayıyım’ deyin, üç sene sonra karşıma aday olun” ifadelerini kullandı.
“BU BELEDİYEDEN SİZE MAGAZİN ÇIKMAZ”
Başkan Dökmeci açıklamasında; “Kozlu Belediyesi’nden magazin çıkmaz. Elli kere söyledik aynı şeyin peşine koşanlar var; kendi reklamlarını yapmak için belediyeye alet ediyorlar. Üst kapı, alt kapı, yan kapı, bilmem ne kapı… Bizim makam kapısına geldi mi, ama nereden gireceklerini şaşırıyorlar; ondan sonra da unutuyorlar. Ellerine tatlıları alıp “buraya barışmaya geldiklerini” söyleyerek lafa geldi mi, memleketi kurtaracağız diye etrafta dolaşıyorlar. İş yapmaya geldiğinde konuşmadan öteye geçemiyorlar. Bir sürü bürokratı suçluyorlar, sonra kenara geçip izliyorlar. Böyle şey olmaz. Bunlar çoluk-çocuk oyuncağı gibi bir hale çevirmişler siyaseti.
“LAFA GELİNCE KOZLU’YU KURTARIYORLAR”
Bir tanesi var, kendisi bir şey yapmaz; fotoğrafa nasıl çıkacağım diye oraya buraya milletin peşinde koşar, poz verir. Öbürü desen kanundan nizamdan anlamaz kendi kendine bir şeyler söyler etrafta etki alanı kendinden öteye gitmez. Birazcık büyüyelim arkadaşlar, Kozlu böyle gelişemez, yeşeremez, sosyalleşemez. Aklınıza geldiğini söyleyerek bu iş olmaz. Lafa geldi mi “Kozlu’yu kurtaracağız, Kozlu için her şeyi yaparız” derler. İşte Kozlu siyaset üstüdür. İş yapmaya geldi mi, bal tutmuyorsunuz. Kafanıza göre aklınıza geldiğini söylüyorsunuz. Rezillikten başka bir şey değil. Cahillik paçanızdan akıyor; ayıptır ya. Yaşınızın, bulunduğunuz konumun birazcık hakkını verin. 50 tane bürokratın burada günahını almaya hiç kimsenin hakkı yok.
Bir şey bildiğiniz de bir şey yok, kafanıza göre bir şey söylüyorsunuz. Sokaktaki, duyduğunuz dedikodunun erkeğin dedikodusu olur mu? Dedikodu yapan adamdan hiç hoşlanmam. Böyle bir şey olur mu ya?
“ADINIZI ANMAYA BİLE GEREK DUYMUYORUM”
Arkadaş, değiştiriyoruz, belediyede yok böyle şeyler. Onlar önceki dönemdeydi; bak, adamlar çalıştılar. İki aydır çalışıyorlar. Mecliste oluşturduğumuz grup, “bugün okuyacağız, mecliste ne olmuş, ne gitmi, belediyede” diye iki aydır çalışıyorlar. Boşuna mı çalışıyorlar? Sizin gibi yolda, sokakta, kahvede, kendi ortağınızda artistlik yapacak diye bir şey bildiğini düşünüpte mi konuştu bu adamlar? Açtılar, bütün dosyaları baktılar ki, benden başka kimse de kendi dönemini bu şekilde inceletmez, onu da söyleyeyim. Bizim kendimize güvenimiz tamam. Lafa geldi mi konuşuyorsunuz, konuşun. Bak, adınızı bile ağzıma almaya tenezzül etmiyorum; haberiniz olsun. Gerek yok.
Çevrenize toplamışsınız üç-beş tane gencecik çocuğu, onları etki altına alacağım diye acayip acayip şeyler söylüyorsunuz. Ayıptır, yaşınızdan, başınızdan, bulunduğunuz konumdan utanın. Belediye burası, bir kurumdur. Bir sürü bürokrat çalışıyor burada. Bahse konu olan şeylerin cevaplarının hepsi burada var. İsteyen gelsin, alsın. Orada savcılık da var, valilik de var, bakanlık da var. Gidin başvurun. Öyle langur-lungur konuşup bir kenara çekilmekle olmaz; yapacaksınız gidin, doğru düzgün yapın karnınızdan konuşmayın. Biz kendimize güveniyoruz. Tekrar söylüyorum: Bu belediyeden size magazin çıkmaz arkadaşlar. Bakın, işinize gücünüze siz çalışmıyor musunuz ya? Evinize ekle, nereden götürüyorsunuz? Millete iş ve güç istiyorsunuz. Herhalde kendiniz iyi maaş alıyorsunuz, ne iş yapıyorsunuz onu da anlamadım ki. Ben bütün gün bu vakti nereden buluyorsunuz? Böyle dedikodu makinesi gibi sağda solda konuşma vaktini nereden buluyorsunuz? Sizin çalıştığınız yerin amiri falan yok mu? Bakmıyor mu size. Her dakika elinizde poşet, oraya buraya dolaşıyorsunuz. Evinize ekmeği nereden götürüyorsunuz? Çünkü çalışan insanın bu kadar vakti olmaz. Bu kadar vakit ayırıyorum size; onu da bürokrat arkadaşlarım bütün hafta çalıştılar. Aslında hiçbir açıklama yapmayı da düşünmüyordum ama gündemi meşgul ettiği için bu kadar vakit ayırıyorum. Daha fazla vakit ayıracak kadar değer atfetmiyorum.
“LAFA GELİNCE ÇOK, İCRAATA GELİNCE FOS”
Diğer arkadaşa gelince… Etrafta dolaşıp “fotoğraf çekileceğim” diye kendini paralamasın elinden bir şey geldiği yok, etrafta dolaşıp duruyor. Lafa geldi mi, “onu yapacağım, bunu yapacağım,” icraata geldi mi fostt, tıstt. Hiçbir şey yaptığı da yok. Ben konuşmuyorum, kurumun haysiyeti için konuşuyorum; yoksa konuşmayı bilirim, benim de ağzım var, suya getirir, susuz da götürürüm sizi. Çünkü bir şeyden haberiniz yok, ne teknik bilginiz var, ne belediyeciliği biliyorsunuz, ne siyaseti algılamışsınız. Ya arkadaş millet aç, aç. Bir tutturmuşsunuz, “Onu yaptın mı?” Ne yaptın sen? Senin elinden ne gelir? Sen ekibin mi var, kurumun mu var, sen bir amiri misin? Biz mi bilmiyoruz? Sen bir yere mi seçildi? Atandınız. Atanmış bir adam… Ya 80 yaşında anam söylüyor, “Oğlum, şunlara bir şey söyleyin” diyor. Etrafta konuşuyorlar, “siz iş yapıyorsunuz” diyor. Anne, sen bile anladıysan, bizim bir şey açıklamamıza gerek yok. Nereye gitsek karşımızdalar; fotoğraf karelerine giriyorlar; “Ben yaptım, ben yaptım.” Sen ne yaptın? Hani ben bir şey görmüyorum? Sen neyi yaptın? Yok onu getirdim, bunu götürdüm, mahallelerde dolaş, “sorunu çözeceğim.” Neyle çözeceksin, personelin mi var? Böyle saçmalık olur mu? Kendinizi çocuk durumuna düşürmeyin Allah’ınızı seversiniz. Siyaset böyle yapılmaz. Bir şeye çözüm getirecekseniz, başka şekillerde uğraşın. Teknik yeterliliğiniz de yok, ne dediğinizi de bilmiyorsunuz, lafın nereye gittiğini de farkında değilsiniz. Ben eğlenerek izliyorum ama devam edebilirsiniz, benim için problem yok.
“YÜREĞİNİZ VARSA ÇIKIN KARŞIMA ADAY OLUN”
Bakın, bir şey söyleyeceğim: Ben bu belediyenin başkanıyım. 400 küsur arkadaşın ekmeğini her ay verelim diye uğraşıyoruz. Onun haricinde, 50.000 nüfusun üstündeki bir nüfusa hizmet etmeye çalışıyoruz. Burası çocuk oyuncağı bir yer değil; herkes ayağını denk alsın, konuştuklarınıza, yaptıklarınıza dikkat edin. Böyle siyaset yapılmaz. Belediye başkanlığına özeniyorsanız, üç sene sonra seçim var. Gelin karşıma da beraber yarışalım. Gelin. O da yok. Yandan yandan karnınızdan konuşup durmayın. Çok istiyorsanız çıkın etrafa kardeşim; ‘Ben Belediye Başkanı Adayıyım” deyin, yiyor mu? O’nu da diyemiyor. Neymiş efendim bilmem ne yapıyorum. Ne yapacaksın sen? Yap, yeter ki yap. Bir şey yaptığınız yok. Ancak konuşuyorsunuz. Bir de biri birini çağırmayınca bozuluyorlar. Bir de öyle bir şeyleri var. Siz dalga mı geçiyorsunuz ya? Yeter artık, aklınıza geldiği gibi yolda, sokakta duyduğunuz her şeyi ciddiye alıp gündemi meşgul etmeyin. Kozlu’ya bir şey yapmak istiyorlarsa, boş konuşmayacaklar, bir şey yapacaklar. 
“SANKİ KOZLU’YA BAKAN OLARAK ATANDILAR”
Sağ olsun İl Özel İdaresi sahili temizlemeye geldi. İl Koordinasyon Kurulu’nda konuşmuştuk, geldiler. Sorun bakalım yöneticilerine… Sahilde neler olmuş, temizledikçe dalga tekrar vurmuş mu? Biz boşuna mı konuşuyormuşuz? Sanki dersin Zonguldak’ın Kozlu’suna atanmış bakan bunlar. Biri İçişleri Bakanı, biri belli değil Sosyal İşler Bakanı herhalde. Şimdi ben konuşunca ses gelir. Bakın ben isim vermedim. Üstüne alınan ve yarası olan gocunur yani bu saatten sonra. 
“KOZLU PARTİSİ’NİN BELEDİYE BAŞKANIYIM”
İki senedir aklınıza geleni söyleyin, aklınıza geleni yapın; nasılsa Altuğ Belediye Başkanı cevap vermiyor. Ben ne dedim, 31 Mart’tan sonra, rozeti çıkarttık kardeşim. Kozlu Partisi’ne aitiz bu saatten sonra dedik. Benimde bir partim var elbette. Ben şu anda Bizim de siyasi görüşümüz var ama hizmet konusunda siyasi davranmamaya çalışıyorum. Özellikle hizmet konusunda… Ben Kozlu Partisi’nin belediye başkanıyım şu anda. Lafa geldi mi, kendi partinizin bilmem nesi olup, lafa geldi mi kapıları aşındırmayın artık. Oturuyoruz hep beraber, güya ailevi bir muhabbetimiz var. İlk defa açıklıyorum; geliyorsunuz oturuyoruz, kapıdan bir çıkıyorsunuz başka bir ruh hali. Ben böyle şeye katlanamıyorum artık. Samimiyetsizlik bu, başka bir şey değil ya. Hepimiz birbirimizin çocukluğumuzu, gençliğimizi biliyoruz. AK Parti Gurubu’nda akrabam var. El kadar çocuktum eşi önümüzde çorba koyuyordu. Ne oldu şimdi? Her gün kavga mı edelim? Hizmetle siyaset yarıştırılır kardeşim; dedikoduyla değil, yapmadığın şeyin üzerine konmakla da değil. Odadan girinceye kadar elli kere ararsınız, girersiniz, elinizde tatlı, çörek, oturur konuşursunuz. Benim kendi ilçe başkanım bu kadar gelmiyor. Gelirsiniz, oturursunuz karşımıza adam gibi konuşuruz; kapıdan çıkınca bambaşka. Niyeymiş? Siyaset. Batsın böyle siyaset. Yalnızca Kozlu mu kalmış? Kaç tane ilçe var burada, hiç böyle bir örneği var mı? 3 sene sonra seçim var; maçası yiyen der ki, “Ben adayım” Hadi bakayım. O zaman dersin “Bunu yapacağım, şunu yapacağım” dersin. Ama şimdi, belediyede çalışan bir sürü insan var; çıkıp onların yaptığı şeylerin üzerine konamazsınız. Ben çıkıp sizin kadar konuları söylemiyorum; ben söyleyince bozuluyorsunuz.
“KREDİ MEKTUBUNUN DA ÖNÜNE GEÇTİLER”
Meclis’ten 3 sefer kredi onayı aldık. Ne hikmetse bir türlü mektubum geri gelmiyor. İlbank mektubu vermiyor. 6 ay önce veriyordu, şimdi vermiyor. Biz de habire araç kiralıyoruz, gidiyor paralarımız. Arkadaşlar, Kozlu'nun vergisi gidiyor, parası gidiyor. Neden? Burada ağababaları var çünkü mekan sahibi bunlar. İltimat sahibi bunlar, Ankara'ya bir telefonla bir şey yapabiliyorlar. Şimdi mektubun da önüne geçtiler. Hani vazgeçtik artık, devlet bankalarından zaten kredi çekemiyoruz. Şimdi alacağımız mektupla beraber kredi çekecektik, o da gitti; vermiyorlar. Bir aydır kapı aşındırıyoruz, vermiyorlar.
“BORÇLAR KATLANIRKEN NEREDEYDİNİZ?”
Şirket kuracağız dedik, imza bekliyoruz. 21 ay oldu, bekliyoruz; imza yok. Kurulmayan şirketin bilançosu isteniyor, sonra çıkıyor arkadaşlar, hesap soracaklarmış bize. Önce 10 sene boyunca ödenmeyen şirketin vergisiyle, sigorta borcunun hesabını sorun. Bakın 6 ayda 76 milyonu ben ödedim. Faiz sarmalının içiresine soktular Belediyeyi biliyor musunuz? Piyasa borcunu düşüyoruz; kurum borçlarını düşüremiyoruz. Neden? Faiz ödüyoruz her ay. Ben mi getirdim bu hale, bu belediyeyi, o zaman neredeydiniz? Korkuyor muydunuz birbirinize bir şey söylemeye? Ortak mı hareket ediyordunuz? Ne yapıyordunuz? O zamanda konuşaydınız. Bir şey yapacaksanız Kozlu'nun faydası için yapın. Batsın sizin kendinize yaptığınız siyaset, reklamınız batsın.
“BİR ŞEYLERİN ÜSTÜNÜ MÜ KAPATIYORSUNUZ?”
Ya bir tane telefonuma bütün basın mensubu arkadaşlar gelirler zaten işleri o. Söylediğimiz her şeyin arkasından bir sürü şey konuşuruz da, yazık değil mi ya? Buradaki çatışmayı ben çözemedim arkadaşlar. Ne heveslisiniz! Bir sürü ilçe var Türkiye'de, bir sürü ilçe var, bir sürü il var; sizin kadar bu işlerin peşine koşan yok. Eğer gönlünüzde belediye başkanlığı varsa, aday olun; onu da diyemiyorsunuz. Hem onu diyemiyoruz, hem bir bekleyelim, bakalım ne olacak, ne gidecek diyorsunuz. Hem bir yandan siyasi ilişkilerinizi kullanarak ticaret yapıyorsunuz, siyasi ilişkilerinizi kullanarak evveliyatında yaptığınız şeylerin üstünü kapatıyorsunuz, kriminal tiplerle ilişkilerinize devam edin. Garip garip şeyler; bir sakin olun.
ADLİYE ORADA, YÜREĞİ YETEN BAŞVURSUN”
Paramız var da borcu çok bıraktılar bizi, onunla uğraşıp duruyoruz. Bir sürü insanın ekmek parasını buradan kazandığı bir yer; memleketin en büyük ikinci istihdam kurumu. 50.000 ile 55.000 insana günlük hizmet veren bir belediye. Bizim bunları harcayacak vaktimiz yok. Tekrardan söylüyorum, bir haftadır, gerçi geldiğimizden beri benzer şeyler var ama bir haftadır özellikle garip garip şeyler döndürüp duruyorlar. Ben söylüyorum, yüreği yeten gitsin başvursun. Bakın, orada kurumlar var. Alnım ak benim. Hiçbir sıkıntım yok benim merak etmesinler ama bir ileri bir geri yapmayacaklar. Herkes dikine dikine gidecek. Ya herro ya merro. O zaman bütün eteklerdeki her şeyi dökmeye başlarız. Bak ben Bireysel bildiğimin yarısını anlatmıyorum. O’nun için bu son kez konuşma yapıyorum. Hiç isim de vermedim, karnı ağrıyan herhalde üstüne alınır, ben bilmem. Diğer abilerinden birazcık örnek alsınlar; örnek, bu siyaset böyle yapılmaz.
Bak, biz onların ağababalarıyla da konuşuyorum, hiç kimsenin bu şekilde yaklaşımları yok.
Hevesleri varsa, heveslerini şimdiden söylesinler; mensup oldukları teşkilatlarına da açıklasınlar; “Ben aday olacağım, onun için böyle yapıyorum” diye. Yoksa herkesin hakkını yemesinler” dedi.

Haberi Sesli Oku
RÖPORTAJ

CHP’yi Kozlu’da Merve Arslan ve ekibi, Kozlu Belediyesi’ni Dökmeci yönetiyor...

1

Bakan Bayraktar, Kozlu'da madenciyle iftar yaptı... Üretim için tedbirler alıyoruz...

2

Kozlululara müjde... Üst yol dolmuş hattında kısıtlama kaldırıldı...

3

Zonguldak'ta acı olay... Arkadaşını kurtarmak isterken canından oldu

4

Feci kaza... 4'ü ağır 5 yaralı...

5

Zonguldak’ta 3. Kattan Atlayan Şahıs Ağır Yaralandı