Park halindeki su kamyonetinin ezdiği küçük Sarp Eymen’in davasında sanıklar birbirini suçladı, acılı baba mahkeme salonunda isyan etti. Tutuklu şoför kazanın bir ihmaller zinciri olduğunu savunurken, şirket ortağı sorumluluğu şoföre attı. Tanıklar aracın kontrolden çıktığını doğruladı, savcı her iki sanığın da 2 ila 15 yıl hapsini istedi. Duruşma 19 Şubat’a ertelendi.
Zonguldak’ta anaokulunun önünde park halindeki su kamyonetinin kayarak ezdiği 4 yaşındaki Sarp Eymen Darıcı’nın ölümüne ilişkin davada ilk duruşma görüldü. Mahkeme salonunda sanıkların birbirini suçladığı anlarda acılı baba İlker Darıcı’nın sanıklara tepki gösterdi.
Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde kazanın davasına başladı. "Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla hakim karşısına çıkan tutuklu şoför Ömer S. ile tutuksuz şirket ortağı İ.K.’nın savunmaları duruşmaya damga vurdu.
Şoförden "ihmal" savunması: "Araç daha önce de kaydı, 'tamam' deyip geçiştirdiler"
Olay günü yaşananları soğukkanlılıkla anlatan tutuklu şoför Ömer S., kazanın bir ihmaller zinciri olduğunu iddia etti. Okula su bırakmak için araçtan indiğini, 15 saniye geçmeden sürgülü kapıyı açmaya çalışırken aracın hareket ettiğini belirten Ömer S., kendini şöyle savundu:
"Araçta takoz yoktu, koyamadım. Kaydığını görünce bağırıp koştum ama yetişemedim. Kazadan sonra dörtlüleri yakıp baktığımda el freni çekili, vites takılıydı. Bilirkişi raporunda fren balatalarında sorun olduğu yazıyor. Bu araç daha önce ben içindeyken de kaydı. Şirket yetkililerine söyledim, sadece 'tamam' dediler. SRC belgem yoktu, dosya yaktığım halde beni çalıştırmaya devam ettiler. Borcum olduğu için mecburdum, işten çıkmama izin vermediler."
Patron topu şoföre attı: "SRC sınavını 4 kez geçemedi"
Şirket ortağı İ.K. ise şoförün iddialarını reddederek sorumluluğun kullanıcıda olduğunu öne sürdü. Aracın şoföre zimmetli olduğunu savunan İ.K., "Ömer 1 yıldır bizdeydi. SRC belgesi yoktu, defalarca sınava girdi ama kazanamadı. Araçların bakımları anlaşmalı serviste yapılıyor. Bu aracın herhangi bir arızası bize bildirilmedi. Araç 1 ton 750 kilo kapasiteli, yük haddini aşması mümkün değil" ifadelerini kullandı.
Acılı babanın isyanı salonu buz kesti
Sanıkların ifadeleri sırasında sinirlerine hakim olmakta güçlük çeken baba İlker Darıcı, gemi adamı olduğunu hatırlatarak denizde kuralların ne kadar katı işlediğini anlattı. Darıcı, mahkeme heyetine dönerek şunları söyledi:
"Ben sertifikam olmadan gemide adım atamam. Burada bir belge eksikken nasıl çalışılıyor? Şoför oranın yokuş olduğunu, aracın sakat olduğunu biliyordu. Neden önlem almadı? Okul, şirket, şoför... Hepsi suçlu. Herkes işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Ben çocuğuma doyamadım. Olay günü şehir dışındaydım, haberi telefonla aldım. Hepsinden şikayetçiyim."
Anne o anları ağlayarak anlattı
Kazada yaralanan ve oğlunu gözlerinin önünde kaybeden anne Ömürcan Darıcı ise olay anını anlatırken gözyaşlarına boğuldu. Oğlunun dondurma yapmak için meyve suyu istediğini belirten acılı anne, "Markete yöneldiğimizde ben düştüm, oğlum tekerleğin altında kaldı. O anlar gözümün önünden gitmiyor. Şoför indikten hemen sonra araç kaydı. Şikayetimden asla vazgeçmem" dedi.
Tanıklar: "Şoför 'el frenini çektim ama kaydı' dedi"
Görgü tanıkları ise olayın saniyeler içinde gerçekleştiğini, aracın içinde kimse yokken geri geri hızla geldiğini belirtti. Tanık Serap K., olaydan sonra şoföre "Ne yaptın sen?" diye bağırdığını, şoförün ise korku içinde "Abla el frenini çektim ama kaymış" dediğini aktardı.
Savcı mütalaasında her iki sanığın da 2 yıldan 15 yıla kadar hapsini istedi. Mahkeme heyeti, bilirkişi raporundaki kusur durumlarını ve mevcut delilleri göz önüne alarak sürücü Ömer S.’nin tutukluluk halinin devamına hükmetti. Duruşma eksiklerin giderilmesi için 19 Şubat’a ertelendi.